Yazılım Nedir?
Bilgisayarınızdaki fiziksel tüm unsurlar donanım adını alırken, geri kalan her şey yazılım olarak nitelendirilir. Sade bir ifadeyle, yazılım donanıma "nasıl davranacağını?" ve hangi işlemleri yapacağını anlatır. Kelime işlemci programlar, bilgisayarınız açıldığında CD sürücünüzü, sabit sürücüleri, RAM’i tanıyan BIOS; işletim sistemi, web tarayıcınız, virüslerin kendileri, antivirüs programları hep birer yazılımdırlar.
Her yazılım, her bilgisayarda çalışır mı? Bilgisayarda hangi işletim sistemi kurulu olduğundan bağımsız şekilde çalışabilen yazılımlar üretebilse de, pek çok yazılım tek bir işletim sisteminde çalışacak şekilde üretilir. Ayrıca her yazılımın çalışmak için gereksinim duyduğu farklı donanım özellikleri olabilir ve bu donanıma sahip olmayan bilgisayarlarda bu yazılımı çalıştırmak mümkün olmayabilir.
Nasıl Yazılım Uzmanı Olunur? Yazılım sektörüne ilgisi olan gençlerin bu sektörde yerini almak isteyen girişimciler için eğitim önemli. Özellikle yabancı dil bilgisinin önemli olduğuna dikkat çeken uzmanlar, şu anda Türkiye’de 35 bini bulan nitelikli yazılım mühendisi bulunduğunu belirtiyorlar. forumsende
Eczacıbaşı Bilişim Uzman Satış Sorumlusu Tansu Kayrın, matematik bölümünden mezun olmasına rağmen 15 yıl önce yazılım alanına duyduğu ilgi üzerine bu mesleği seçtiğini belirtiyor. Kayrın, yazılım alanında uzmanlaşanların yüksek maaş çıtasının da birçok genci bu alanda eğitime yönelttiğini vurguluyor. Yazılım alanında proje geliştirme de çalışanların en alt seviyedeki maaş ı bugün ortalama bin 500 YTL civarında. Bu rakam uzmanlığa ve tecrübeye bağlı olarak 10 bin YTL’yi aşıyor.
"Bilişimin her alanında yetişmiş işgücü ihtiyacı var" diyen Netron Genel Müdürü Ali Güven "Ancak yazılım ve networking gibi alanlarda önemli bir ihtiyacın olduğunu belirtmek gerekir. Bireysel alanda artık bilişim alanında artık sertifikalar değil, sertifikalar topluluğu ihtiva eden bilişim programları kişilere daha çok katma değer sağlıyor. Bir kişinin birden çok meziyete sahip olması esas" şeklinde konuşuyor.
Sorunsuz Bir Kurumsal Yazılım İçin Neler Yapılabilir? Kurumsal sistemlerde kullanılan genel yazılım programlarında, çetrefilli dallanmalar bulunabilir ve bunlar, devasa sayıda şartlı duruma göre yazılmışlardır. Ancak hiçbir şekilde anlam belirsizliğine, tutarsızlıklara ve mantıksız önermelere yer verilmez.
Hatta bundan emin olunması için de bazı mantık programları, dinamik simülasyonlar, genetik algoritmalar ve sinirsel ağlar kullanılır ama günümüzün büyük şirketlerinde genellikle en sık çalıştırılan yazılımlar arasında bunlar çoğunluğu teşkil etmez. Aslında kurumsal yazılım sistemleri, daha çok tedarik yönetimi veya sipariş takibi gibi sıradan görevlerin yerine getirilmesinde kullanılırlar. Zira sorunlar karmaşıklaştıkça; o işi yürütecek· yazılımlar da aynı oranda kompleksleşir. Tespit edildiğine göre otomasyonu yapılacak işin karmaşıklığında her yüzde 25’lik bir artış, kullanılacak yazılımın kompleksliğinde yüzde 100’e varan oranda artışı gerektiriyor.forumsende
İş kullanıcıları ve yöneticiler, ihtiyaçları doğrultusunda kaçınılmaz olarak otomatikleştirilmiş süreçlerine değişiklikler talep etmektedir. Aynı zamanda kullandıkları yazılımın da tamamen kendi ihtiyaçlarına göre tasarlanmış olmasını beklerler. Bilgisayar tarihçisi olan Martin Canlpbell-Kelly, "Yazılımın doğasında sonsuz bir itaat etme özelliği vardır" diyor. Bu teorik olarak doğrudur, ancak kurumsal yazılımların günden güne daha gelişkin ve kompleks olmaya başladığı göz önüne alınırsa, onların değiştirilme maliyetlerinin ve risklerinin de ne kadar çok arttığını görmek hiç de bir sürpriz sayılmamalı. Organizasyondaki hiç bir kişi, bir yazılımın herhangi bir yerinde yapılacak bir değişikliğin onun fonksiyonlarında başka yerlerde ne gibi farklılıklar yaratacağını kestiremez.
Sap Sistemleri
Kurumsal kaynak planlama sistemlerinin ilk aşamada uğraşmak zorunda kaldığı sorunların başında, karmaşık süreçleri yönetebilmek için yeterince esnekliğe sahip yazılımlar geliştirilmesiydi. 1990’ların başlarından sonuna kadar, ABD’li kurumlar arasında bu türden sistemlere karşı kelimenin tam anlamıyla bir hücum başlamıştı. En bilineni Alman orijinli SAP olan bu sistemler, birden fazla işletim sisteminden ve programdan kaynaklanabilecek sorunları çözebileceğini vaat ediyor. Ayrıca, tipik bir çokuluslu şirketin finansman, imalat, insan kaynakları ve diğer önemli fonksiyolarında kullanılan tüm sistemlerin birbiriyle bağlı çalışan tek bir modüller bütünüyle değiştirilmesini öneriyorlardı.
Teorik olarak bakıldığında, tek bir monolitik sistemin, özel ağlar kullanarak, çeşitli coğrafyalara ve bölgelere dağılmış grup şirketlerini birbirine bağlaması fikri, mantıklı bulunabilir. Ve şirketler de bu sistemleri kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirebileceklerinin farkına vardılar. Bu bir ümitti. Ancak bu milyonlarca kod satırı, binlerce kurulum seçeneği ve sayısız ilişkili kısımlar içeren heybetli programlar, eski sistemleri (legacy diye bilinen) ortadan kaldırmak bir yana, üstüne üstlük yeni karmaşaları da beraberinde getirdiler. Bir de buna teknoloji ve iş alanlarında yaşanan muazzam gelişmeler eklenince, ERP sistemleri, mükemmel bir çözüm olarak kullanılmaktansa, sadece ürün takibinde kullanılan kapalı sistemler haline dönüştüler. Şirketler bir taraftan ERP uygulamalarının kendilerine uydurulması için yıllarını harcarken, diğer taraftan da internet yeni bir önemli güç olarak evrimini sürdürüyor. İnternet, şirketlerin müşterileriyle, tedarikçileriyle ve iş ortaklarıyla iş yapma şekillerini temelinden değiştiriyor. Bu arada şirketler de yavaş yavaş müşterileri ve hizmetleri hakkındaki bilgilerin organize edilmesinin, başarılı olmalarında ne kadar önemli bir yer tuttuğunun farkına varmaya başlamışlardı.
Tek bir monolitik sistem kavramı, pek çok şirketin gözünde iflas etmişti. Artık farklı departmanlar ve tesisler, kendi ihtiyaçlarına göre bağımsız satın almalar yapmaya başladılar ve diğer sistemler de şirket satın almaları ve birleşmeleriyle el değiştirdi. Yani pek çok şirket, BT altyapılarını daha da karmaşıklaştırmamak için ERP sistemlerini kullanmaya son verdiler. Ve sonuçta ERP sistemleri, yerini almaya aday oldukları babadankalma (legacy) sistemlerin yanında, ayrı bir altküme olarak varlıklarını sürdürdüler.
Verilerin Kaprisi
Yazılımın üzerinde işleri yaptığı ve ürettiği veriler de, büyümekte olan sorunlar arasında bir başkası olarak sayılabilir. Hata bulunma oranı; insanı afallatacak derecede yüksektir. Tekli sistemlerde hata yapma oranı, çoklu sistemlere oranla yüzde 50 daha fazladır. Bu hatalar, veri girişinden de kaynaklanabileceği gibi veritabanlarının uygunsuz tasarlamasından ya da birden fazla veri kaynağının ERP sistemleri içinde birbirlerine bağlanmaya çalışılmasından da kaynaklanabilir. Farklı formatlar, benzetmeler, kısaltmalar kullanılması sonucunda aynı tek ürüne veya müşteriye işaret eden 100’den fazla kayıta rastlanması mümkündür.
Özellikle ERP yazılımlarına geçen şirketlerin eski veri tabanlarına "elveda" demesi, çok da nadir rastlanan bir durum olmamaktadır. Kurumsal yazılımlar, vaat ettiklerini sağlayamayacak kadar karışık mıdırlar? Sonuçta kurumsal sistemlerin, iş süreçlerini basitleştirmeleri ve kolaylaştırmaları beklenir. Ancak onlar bunun yerine yüksek riskler ve belirsizlikler getirmişlerdir. Kod satırları arasında gizli kalmış hatalar ve özelleştirme sorunları, bu sistemlerin kazandırdıklarının sorgulanmasına başlanmasına neden olmuştur.
İşyerlerindeki yöneticiler, halen teknolojinin maliyetleri düşüreceğine, süreçleri geliştireceğine ve işgücü hacmini azaltacağına inanmak isteyebilirler. Ancak onlar BT’nin sorunlarını anlamak istemiyorlar. Bu anlayışsızlık, belki de teknolojinin yüksek seviyede özel beceriler gerektirmesinden kaynaklanıyor olabilir. Ancak bunun asıl nedeni, yöneticilerin teknolojinin yetersizliği konusunda tek bir kelime bile duymak istememelerinde yatar."
CIO’lar işlerinin gereği olarak iş stratejilerinde BT’ye en üst önem derecesini verirler. Organizasyonun iş kısmındaki bölümlerine yıllarca BT’nin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışırlar. Ancak maliyetlerin bir çığ gibi büyümesi, gecikmeler ve diğer başarısızlıklar, BT ile yönetici kesiminin arasına dijital bir bölüm girmesine sebep olmuştur.
Bir Sonraki Yeni Şey
Bu sorunları gidermek için önerilen çözüm ise bir sonraki yeni şey olan hizmet odaklı mimaridir (SOA). Temel olarak SOA, eski legacy sistemlerin güncelleştirilmesi ve değiştirilmesinden kaynaklanan sorunların çözümünde, sis temler arası modüler iş süreçleri kurulmasını önermektedir. Bu süreçler, çeşitli BT sistemlerindeki uygun işlevsellikleri birbirine bağlayacak ve böylece yeni iş hedeflerine uyum sağlayabilmeleri için süreçlerin değiştirilmelerini kolaylaştıracaktır.
Ancak teknik analizciler, önce teknik altyapıların elden geçirilmesi gerekliliği üzerinde duruyorlar. Ross, Weill ve Robertson gibi araştırmacılar, SOA’ya ’doğru bir transformasyonun gerçekleşebilmesi için belki de 10 yıl sürebilecek dört aşamalı bir dönüşüm sürecine ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar. Ancak tüm endüstrilerin ve piyasaların sadece birkaç yıl içinde bile olağanüstü değişimlere maruz kalabileceği günümüzün dinamik iş ortamlarında, şirketlerin 10 yıl sürebilecek bir transformasyon sürecine ne kadar sıcak yaklaşacakları da, bir soru işareti olarak durmaktadır.Yale’de bilgisayar uzmanı olan David Gelernter, "Karmaşa, yazılımı öldürür" diyor ve karmaşıklığın çözümünün ise bir bilimden çok bir sanat konusu olabileceğini belirtiyor.
Ancak işyerlerindeki yöneticilerin bu konuda çok daha proaktif olmalarının zamanı geldi. Yöneticiler artık kendilerini teknoloji konusunda çok daha fazla eğitmeliler. Gelecek vaat eden genç yöneticilerini, BT sistemlerinden nasıl faydalanacaklarını öğrenebilecekleri yöneticilik programlarına göndermeliler. Ve iş okullarının da artık iş ile BT arasındaki bağımsız ilişkileri öğretmeye başlamalarının vakti geldi. Ve son söz olarak da ümit etmenin maalesef ki hiç bir zaman etkin bir strateji olmadığını belirterek bitirelim.
Kurumsal Yazılımlarda Ne Tür Sorunlar Yaşanıyor? Teknoloji, ümitler var olduğu sürece gelişebilmiştir. İşletmeler, endüstri devriminin başlangıcından bu yana yeni teknolojileri daima coşkuyla bağırlarına basmışlar ve bu nezaketleri de gelişen süreçler, düşen maliyetler ve azalan işgücü gereksinimiyle ödüllendirilmiştir.
Son yirmi yıldır teknolojik inovasyonlarda yaşanan baş döndürücü gelişmeler, şirketlerin artık teknolojiden kendilerine çok daha büyük pazarlar ve daha büyük kar oranları getirmesini beklemelerine yol açtı. Pek çoğumuza kavranması bayağı zor gelen, yazılım denilen teknoloji ise, bu ucu açık ümitleri, daha da fazla besleyecek gibi görünüyor.
Yazılım, şirketlere işlerini nasıl yapmaları gerektiği konusunda her geçen gün yeni evrimler, devrimler ve hatta transformasyolar vaat ediyor. Kurumların baş müşterisi olduğu bu mükemmel vizyona sahip kurumsal yazılımlar, büyük organizasyonlardaki karman çorman iş süreçlerinin tamamen entegrasyonunu sağlamakla kalmıyor. Kurumsal yazılımlar, aynı zamanda değişen iş koşullarına göre kendilerinin kolayca değiştirile bilmelerine de olanak sağlıyor. Aslında bu yazılımların sahip olduğu bu vizyon, Thomas Friedman’ın "Dünya Düzdür" kitabında atıfta bulunduğu "24/7/365 bazında habire çalınan, sonu olmayan ve sürekli tekrarlanan Wal Mart senfonisi" cümlesinde belirtilen özde kendi ifadesini bulur.
Akıllı Makineler Çağı
Sistemlerin tümü, koordine edilmiş tedarik zincirlerinin, üretim bantlarının ve hizmetlerin tıpkı dünya çapında bir orkestranın yönetilmesi gibi, senkronize olmuş bir şekilde uygun adımlarla ilerlerler. İnternet üzerinden verilen siparişlerden, malın hazırlanmasına, dağıtımına, faturalanmasına ve müşteri hizmetlerine kadar olan tüm süreçler, ardı ardına organize edilmişlerdir. Akıllı makineler çağının eli kulağında diyebiliriz.
Yoksa değil mi? Gerçi her ne kadar Wal-Mart gibi az sayıdaki bazı şirketler bu ideale yakın bir şeyleri başarabilmiş durumda olsalar da, büyük organizasyonların çoğunun bilgiyi işleme yöntemleri, halen bu parlak vizyonla ters düşmektedir Hem yazılım uygulamalarını, hem de işlenilen verileri içeren arka-büro sistemleri, rengarenk boyalı yamalı bohçalar gibidirler. 50’den fazla veri tabanı ve birbirinden bağımsız çalışan yüzlerce farklı programın yüklü olduğu bu sistemlerde, Bizans türü entrikalara benzer şekilde dokümante edilmiş özel süreçlerin otomasyonu sağlanmaktadır. Bilgi Teknolojileri (BT) departmanlarının, bu gitgide karileri yönetebilmek için oldukça fazla oranri gerekmiştir. 1970 ile 1980 arasında BT yapılanmada aldığı pay oranı, yüzde 2.6’dan yüzde iştir. 1990 itibariyle yüzde 9’a fırlayan bu oran, yüzde 22’ler mertebesine çıkmıştır. BT yatırım eski hızında artmıyor olsa bile günümüzde BT departmanlarının, toplam harcamalar içinde yüzde 70 ve 80 k kısmının sadece mevcut sistemleri ayakta tutmak yapıldığını öğrenmemiz sürpriz sayılmamalı.
MIT araştırmacılarından Jeanne Ross ile Peter Weill ve lVid Robertson’un 400’den fazla şirketi kapsayan ve oldukça uzun yıllar alan bir çalışmalarına göre, BT departmanlarının organizasyonlar içerisindeoinovasYOlY’1iderleı1 olmaları gerekir aslında muhafazakar güçler oldukları ortaya çıkarılmıştır şirketlerin pek Çoğunda bir BT departmanının, yeni bir stratejik girişimi ele alıp uygulama geliştirmesi, genellikle bir yıldan iki yıla kadar uzayabilen süreleri gerektirmektedir.
Araştırmanın gösterdiğine göre tipik BT departmanlarının yapısı öylesine katılaşmış bir durumda’ ki, şu anda halen çalışıyor olmalarına bile bir mucize gibi bakmak gerekiyor. Ayrıca araştırmacılar bir şey daha gözlemlemişler: ’’Yeni iş girişimlerinin ihtiyaçlarına cevap verebilmek için Arnavut kaldırımı gibi birbirinin içine tıkıştırılmış babadan kalma (Iegacy) sistemler, hantal olmalarının yanı sıra ekstra maliyetler Çıkmasına da neden olmaktadırlar. Sistem Üzerinde yapılacak en ufak değişiklikler bile riskli ve pahalı bir maceraya atılmak gibidir".
Karmaşanın Çoğalması
Peki, bu günlere nasıl gelindi? Bilgi ekonomisi üzerine kapsamlı çalışmaları olan James Cordata, 20’inci yüzyılda yapılan işlerin karmaşıklık derecesi ve uzmanlık seviyesi arttıkça, analizlerde ve karar verme aşamalarında bu sayısal verilerin kullanımının olağanüstü bir oranda arttığına işaret ediyor. Ve dijital teknoloji de bu türden bir dünya için ideal bir çözümdür. Elbette ki dijital teknoloji, bu karmaşanın sadece destekçiliğini yapmakla kalmamış, aynı zamanda onun yaratıcısı da olmuştur. Cordata, ABD iş dünyasında hep "daha çok bilgisayar olması, az olmasından iyidir" mantığıyla hareket edildiğini söyleyerek, "Ancak ne kadar çok olması gerektiği konusunda ise kimse bir sınır veremiyor" diyor. Yöneticiler sürekli olarak, ne kadar çok bilgisayar ve yazılım olursa maliyetlerin o oranda düşeceğine ve operasyonların daha etkin yapılacağı fikrine alıştırılmış durumdalar.
Ancak ortada bazı sınırlar söz konusu ve bu sınırların bazıları, zaten yazılımın kendi içinde barındırdığı doğal nedenlerden kaynaklanıyor. Yazılım, aslında ardı ardına çalışan komut satırlarından başka bir şey değildir. Yazılım programları geliştirmek, artık gitgide daha çok kod yazılmasını gerektiriyor. Kurumsal yazılımların sınırsız görünen karmaşası, şartlı dallanma (öyleyse böyle yap) komutlarının, yaygın bir şekilde kullanılmasından ve birlikte çalışan nesnelerin hiyerarşisinden’ kaynaklanıyor. Atılan her adımın içinde imalı başka talimatlar vardır. Programcılar, yazılım geliştirirken, süreçleri rutin olarak aynı adımlar haline parçalarlar ki, bu şekilde işin nasıl yapılması gerektiğini standardize edebilsinler. Bu talimatların tümünün çalışma prensibi bir "düşünme makinesinden" çok bir hesap makinesinin çalışma tarzına benzer. Yani pek çok insanın düşündüğü gibi dijital teknolojilerin zekası, kendi-kendine organizasyonlar yapabilen sihirli bir şey değildir. Sonuç, parçaların bir toplamından fazla değildir aslında. Daha çok, Adam Smith’in emeğin bölünmesi ve Frederick Taylor’un bilimsel yönetim teorileriyle benzerlik gösterir.
Kurumsal Yazılımda Dünyanın Neresindeyiz? Büyüklüğü 350 milyon Dolar olan Türkiye kurumsal yazılım pazarının 2007 yılında yüzde 25 oranında artacağı öngörülüyor. Dünyadaki büyümeye bakıldığında Türkiye’nin diğer ülkelerle yarışacak kapasitede olmadığı görülse de pazarın hızlı yükselişi dikkat çekiyor.
Yazılım sektörü, son yıllarda yaptığı ataklarla bilişim dünyasının en önemli gündemini oluşturuyor. İhracatı Geliştirme ve Etüt Merkezi (İGEME) tarafından hazırlanan rapora göre; dünya bilişim sektörü, 2.3 trilyon Euro’luk hacme sahip. Yazılım sektörü ise bunun yaklaşık yüzde 25’ini oluşturuyor. İGEME’nin raporunda dünyadaki yazılım harcamasının ise 2007 yılında 740 milyar Dolar’ı aşacağı öngörülüyor.
Dünyada yazılım sektörünün önde gelen ülkelerini ABD, Almanya, İngiltere, Hindistan, İsrail, İrlanda ve İsveç olarak sıralayan İGEME, Türkiye’nin henüz bu ülkelerle yarışabilecek kapasitede olmadığını ancak hızla yükselen ve gelişen bir yapıya sahip olduğunu belirtiyor.
Yazılım Sanayicileri Derneği, (YASAD) verilerine göre ise; Türkiye’de yazılım sektörünün büyüklüğü 700 milyon Dolar düzeyinde. Bu büyüklüğün içerisinde kurumsal yazılım pazarı büyüklüğünün ise 350 milyon Dolar olduğu ifade ediliyor.
Büyük Pay ERP’de
Ürün ve hizmette verimliliği ve kaliteyi arttırmanın önemli araçlarından biri haline gelen yazılım, şirketler açısından küresel pazardaki rekabet gücünü ortaya koyan en önemli araçlardan biri olmaya başladı. Bu açıdan hem kürsel anlamda hem de Türkiye bazında şirketler için yazılım önem kazanıyor.
Kurumsal yazılım, genel iş uygulamalarından oluşan bir yazılım bütünün, kurumun nasıl çalıştığını, modellemeyi sağlayan araçları ve kurumun kendisine özel uygulamaları üretmesini sağlayan geliştirme araçları ve kurumun kendisine özel uygulamaları üretmesini sağlayan geliştirme araçlarını kapsıyor. Kurumsal yazılım uygulamalarına en çok başvuranlar Tedarik Zinciri Yönetimi (SCM), Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) ve Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) alanları oluyor.
Türkiye’de Yazılım Sektörü Türkiye yazılım sektörüne bakıldığında pazarın önemli bir kısmının kamu projelerinin oluşturduğu görülüyor. E-devlet projeleri yazılımın önünü açarken, kurumsal işletmelerin yanı sıra küçük ve orta boy işletmelerin de maliyetlerini düşürmek, güvenlik sorununu gidermek için yazılım çözümlerine ihtiyaç duyması sektörün iç pazarda büyümesinin nedeni. İç pazardaki büyümenin yanı sıra ihracatla Türkiye’nin dünya pazarlarına açılabileceği üzerinde yapılan çalışmalar ve beklenen teşvikler de yazılım sektörünün gelecek vaat eden sektörler arasında daha hızlı yol alması için itici olacak.
İhracat Pazarları
Türkiye’de yazılımcıların en büyük hayali ihracat pazarlarını büyütebilmek. Bunun için, Türkiye’nin yazılım alanındaki çalışmalarının tanıtımla desteklenmesi gerektiğini belirten ODTÜ teknokentte faaliyet gösteren Vega Yazılım’ın genel müdürü Orhan Gülcan, ihracat yapabilmenin yolunun proje üreticilerinin çabalarının yanı sıra devletin de tanıtım destekleriyle ülke pazarlarının yolunu açabileceğini belirtiyor. Yazılım alanında hedeflenen pazarlar arasında ise Ortadoğu ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin yanı sıra İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Iran, Suudi Arabistan gibi ülke ekonomileri petrole bağlı olarak büyüyen yakın komşu ülkeler bulunuyor. Hızla ekonomik olarak büyüyen ve özel sektöre açılan Türk Cumhuriyetleri’nin de yeni yazılım ürünlerine, paket programlara ihtiyaç duyması ve Türkiye’yle yakın ticari ilişkileri nedeniyle ihraç pazarı olarak yakın komşu ülkeler arasında öne çıkıyor.
2-3 Yıl Önemli
Türkiye için bilişim sektörünün büyüme hızının yüzde 10 ile 15 arasında olması beklenirken yazılım sektörünün büyüme hızının ise yüzde 14 civarında olacağı dile getiriliyor. Türkiye’nin yazılım ihracatçısı olmak için önümüzdeki iki üç yılın çok önemli olduğunu belirten sektör temsilcileri, gelecek 10 yılda Türkiye’nin Avrupa’nın yazılım merkezi olabileceğine de dikkat çekiyor.
Yabancıların Türkiye’deki Yazılıma İlgisi Yazılım deyince akla gelen Hindistan’da bekledikleri kaliteyi bulamayan yazılım devi şirketlerin ise Türkiye ilgisi sürüyor.
Bunun en son örneği de Türkiye’yi bir numaralı AR-GE üssü ilan eden Hollanda’nın yazılım devi Cat Logic oldu. Bir süre önce Türkiye’de ofis açan Cat Logic CEO’su Mareel Bakker yaptığı açıklamada hedeflerinin Avrupa’nın en büyük yazılım firması olmak şeklinde açıklamış ve bu hedefin gerçekleşmesinde de Türkiye’nin rolünün çok büyük olacağını belirtmişti. Cat Logic’in Hollanda, İngiltere ve Almanya’dan sonra Türkiye’ye yönelmesi yeni yabancı yatırımcıların da şirket satın alma ve/veya ortaklıkla Türkiye’ye yönelebileceğinin sinyallerini veriyor. Sebep hem Türkiye’de BT’ye ilgi duyan genç nüfusun fazla olması hem de Avrupa ülkeleri ve Orta Asya ve Orta Doğu’ya açılan kapı olması.
Sektör temsilcileri de bu görüşte. Son dönemde Türkiye’de yatırım yapmak isteyen, ortaklık ve/veya satın almalarla Türkiye’de yatırım yapmak isteyen çok sayıda yazılım firmasının danışmanlar aracılığıyla bilgi aldığını duyduklarını söylüyorlar. Türkiye’nin bu anlamda Avrupa’nın da’ yazılım üssü olabileceğini yorumu yapılıyor. Bimsa’nın yazılım geliştirme uzmanı Gökçe Güven de Türkiye’nin yüksek sayıda yazılım geliştiren şirkete sahip olduğunu belirtirken, yüksek kalitede yazılım mühendislerinin de Türkiye için önemli olduğunu söylüyor.
Yazılım Sayesinde Kalkınan Ülkeler Yazılım sektörüyle kalkınan ülkeler arasında öncelik Hindistan’da. Hindistan’ın bu alanda hızlı ilerlemesinin en önemli nedeni ise genç nüfusun yabancı dil bilme oranının yüksek olması. Hindistan’ın ardından Mısır ve Ukrayna’nın da yazılım ile kalkınan ülke olma yolunda ilerlediğini belirten YASAD Başkanı Gültekin Günal, Türkiye’nin de yazılım alanında ilk on ülke arasına girmesi için çalıştıklarını söylüyor. Burada yapılacak en önemli hamle ise Türkiye’nin teknoloji üreten yüzünün dünyaya tanıtılmaya başlanması. Eğitimli yazılım geliştirme uzmanlarının da sayıca artması önemli. Çünkü sektörde bu alanda büyük ihtiyaç var. Yazılım alanında yapılacak atılımla birlikte, YASAD Başkanı Gültekin Günsal’a göre Türkiye’nin teknoloji üreten ve ihraç eden bir ülke olarak sırtında yük olan cari açığın bile kapanması mümkün...
Yazılım alanında öne çıkan üç ülke Hindistan, İrlanda ve İsrail. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın raporlarından da faydalanarak incelediğimiz üç model ülkede yazılım ürünleri geliştirmesi ve ihracata yönelmeleri Türkiye’deki girişimciler ve ihracat yapmayı düşünenler için örnek olabilir.
Hindistan’da Hizmet
Hindistan yazılım hizmetleri ve ürünlerinde ilk ihracatını 1970’lerin ortalarında gerçekleştirmiş, ancak güçlü ve sürdürülebilir ihracat artışı 19S0’lerde Teksas Instroments gibi çok uluslu şirketlerin Hindistan’ın üzerine bir yazılım üretim merkezi ve pazarı olarak ciddi şekilde eğilmesiyle başlamış. Hindistan’ın yazılım ihracatının çoğunluğu hizmet ürünlerinde. Bugün Hindistan’ın yazılımda büyümesi işgücü ihracı, hizmet ihracı ve ürün ihracı sırasıyla olmuş.
İrlanda’da Yüksek Teknoloji
Yazılım sektörüne olan ilgisi benzer şekilde 1970’lerin başında ortaya çıkan İrlanda’nın sektördeki başarısının arkasında AB’ye girişi, ülkenin Sanayi Kalkındırma Otoritesi’nin yoğun çabalan ile yüksek teknolojili çok uluslu yatırımcıları İrlanda’ya çekmek amacıyla verilen istihdam, eğitim, sermaye ve AR-GE yardımları gibi mali teşvikler ve eğitim ve telekomünikasyona yapılan büyük yatırımlar yatıyor. İrlanda yazılım sanayi 1990’larda yıllık ortalama yüzde 20 oranında büyümüş. İrlanda Avrupa’da satılan yazılım paketlerinin yüzde 40’ını üretirken, toplam yazılım paketi üretiminin yüzde 80’ini ihraç ediyor.
İrlanda’nın ise ilk önemli yazılım ihracat alanı hizmet ve ürünler üzerine. Dünyanın en büyük bağımsız 10 üreticisinden 5’i, Avrupa’nın en büyük paket yazılım satıcısından 7’si ve Avrupa’nın en büyük bilgisayar servis şirketlerinden 6’sı İrlanda’da bulunuyor.
İsrail’de Niş Ürünler
İsrail’in yazılım sektöründeki başarısının kökleri, ülkenin bağımsızlığını kazanmasının ardından teknoloji düzeyini artırmak amacıyla izlenen politikalara ve devlet desteklerine dayanıyor. İsrail, üretiminin yüzde 75’ini ihraç ediyor. İsrail’in gücü altyapı, güvenlik ve antivirüs yazılımları şeklinde. İsrail son yıllarda veritabanı yönetim araçları, yazılım araçları, eğitim yazılımları gibi niş yazılım ürünleriyle öne çıkıyor.
Öne Çıkanlar
Yazılımla öne çıkan ülkeler arasında yer alan Filipinler ise sadece yazılım geliştirme değil aynı zamanda veri girişi, veri işleme, çağrı merkezi ve kopyalama gibi tüm yazılım servislerinde hizmet veriyor. Çin, güçlü bir iç yazılım endüstrisine sahip. Çin, yazılım konusunda iç pazar odaklı ilerliyor. Romanya da yazılım konusunda ilerleme gösteriyor. 200’ü geçen yazılım geliştirme firmasının neredeyse yarısı ihracata yönelmiş.
Alıntı